X
تبلیغات
آموزش زبان انگلیسی و ترکی استامبولی

آموزش زبان انگلیسی و ترکی استامبولی

آموزش و نکات تخصصی گرامر و مکالمه ی زبانهای انگلیسی و ترکی استامبولی

نمونه احوال پرسی و مکالمه ترکی انگلیسی

Greeting 1

Aaa: A surprise expression.

Merhaba: Hello

Nasılsın: How are you?

İyiyim: I'm fine

Teşekkür ederim: Thank you

Sağol: Thank you, thanks

otobüs: bus

otobüs-üm: my bus

gel- : (to come)

gel-di: came (simple past tense)

Tamam: Okay

Sonra: Later

Görüşürüz: See you

Sonra görüşürüz: See you later

Sen: You

Ben: I

de: also, too

Ben de: Me too

Sen de: You too

Hoşça kal: Bye bye!, Take care (Literally "keep being nice, well" and can be used for both two sides)

Güle güle: Bye bye! (Literally "(go) happily" and can be used by the remaining person.)

Dialog

 

Ahmet is at the bus station. He sees her friend Ayşe. They greets each other and then Ayşe's bus comes. She leaves the bus station and gets on the bus.

 

 

Ahmet: Aaa Merhaba Ayşe!

 

Ayşe: Merhaba Ahmet! Nasılsın?

 

Ahmet: Teşekkür ederim, iyiyim. Sen nasılsın?

 

Ayşe: Ben de iyiyim, sağol. Otobüsüm geldi.

 

Ahmet: Tamam. Sonra görüşürüz.

 

Ayşe: Tamam. Hoşça kal!

 

Ahmet: Sen de! Güle güle!

 

+ نوشته شده در  پنجشنبه بیست و هشتم بهمن 1389ساعت 20:12  توسط احد علیزاده  | 

معرفی خود به انگلیسی ترکی و دو مکالمه دیگر

İki öğrenci bir dil okulu cafeteryasında

Dialogue 1: Two students in a language school café.
Dialog 1 : İki öğrenci bir dil okulu cafeteryasında.

A: Hi! I’m Hong lei. What’s your name?
A: Merhaba ! Ben Hong Lei.Adınız nedir?
B: Hello, Hong Lei. My name’s Ricky.
B:Merhaba ,Hong Lei.Benim Adım Ricky
A: Hi Ricky. Are you a new student here?
A:Merhaba Ricky.Burada yeni bir öğrencimisin?
B: Yes, I had my first lesson this morning. Are you a new student too?
B:Evet,İlk dersime bu sabah girdim.Sendemi yeni bir öğrencisin?
A: No, I’ve been here for six months.
A:Hayır,Altı aydır buradayım
B: Six months. That’s a long time.
B:Altı ay.Bu uzun bir süre.
A: It’s not so long really. What class are you in? Intermediate or …?
A:Aslında o kadar uzun değil.Hangi sınıftasın?Orta seviye mi yoksa ?
B: Intermediate Three. And what about you?
B:Orta seviye üç.Senin seviyen ne?
A: I’m in Advanced One. Who’s your teacher?
A:Ben ileri düzey 1 deyim.Öğretmenin kim?
B: I can’t remember her name, but she’s got curly red hair.
B:İsmini hatırlıyamıyorum,ama kıvırcık kızıl saçlı
A: Ah! Does she wear glasses?
A:Ah! Gözlük takıyor mu?
B: Yes, I think so.
B:Evet , sanırım.
A: That’s probably Anne Wallis.
A:O muhtemelen Anne Wallis.
B: Yes that’s right. Do you know her? Is she your teacher too?
B:Evet doğru.Onu tanıyor musun ?O seninde mi öğretmenin?
A: No. But she taught me last term. How long have you been here?
A:Hayır.Ama geçen dönem dersime girdi.Ne kadar süredir buradasın?
B: Only a week.
B:Sadece bir haftadır.
A: Wow, not long. Where do you live? With a family?
A:Vay , uzun değil.Nerede yaşıyorsun?Bir ailenin yanındamı?
B: Well, I’m staying at the YMCA at the moment. I’m looking for somewhere
more permanent. Do you know of any good places?
B:İşte , şu anda YMCA da kalıyorum.Sürekli kalabileceğim bir yer arıyorum.Hiç iyi bir yer biliyor musun?
A: Yes. Actually my friend has a spare room in here apartment and she’s
looking for a flatmate. Would you like her phone number?
A:Evet.Aslında arkadaşımın buradaki dairesinde boş bir oda var ve  bir ev arkadaşı arıyor.Telefon numarasını ister misin?
B: That would be great! Thanks for your help. Can I buy you coffee?
B:Bu süper olurdu.Yardımın için teşekkürler.Sana bir kahve ısmarlayabilir miyim?

ikinci diyalog :
Wife: Hello darling! Did you have a good day today?
Karısı : Merhaba aşkım.Bugün güzel bir gün geçirdin mi?
Husband: It was okay.
Kocası : Herşey yolundaydı.
Wife: Would you like a drink?
Karısı : Bir içecek ister misin ?
Husband: No thanks, I’m not thirsty.
Kocası : Hayır teşekkürler , Susamadım.
Wife: Dinner will be ready at six. Are you hungry?
Karısı : Akşam yemeği altıda hazır olacak.Aç mısın?
Husband: Not really.
Kocası : Gerçekten değilim.
Wife: Oh. Did you pick up the suits from the cleaners?
Karısı Öylemi.Kuru temizlemeciden takımları aldın mı?
Husband: Yes I did.
Kocası : Evet aldım.
Wife: Good. Are you going to the pub tonight?
Karısı : Bu akşam puba gidecek misin?
Husband: Yes. I’ll be back at the same time as usual.
Kocası : Evet.Her zamanki vakitte döneceğim.

nasıl elmalı turta ısmarlanır  :


Assistant: Can I help you?
Tezgahtar : Size yardımcı olabilir miyim?
Customer: Yes, I’m in a bit of a rush. Could I have a piece of apple pie
please?
Müşteri:Evet,biraz acelem var.Bir parça elmalı turta alabilir miyim ,lütfen?
Assistant: Certainly. Would you like it with cream?
Tezgahtar :Tabiki.Kremal ister misiniz?
Customer: No thanks.
Müşteri : Hayır teşekkürler.

+ نوشته شده در  پنجشنبه بیست و هشتم بهمن 1389ساعت 18:35  توسط احد علیزاده  | 

İngilizce Günlük Diyaloglar

İş -Okul Hakkında ،About job / School

Ne iş yaparsınız ? - What do you you do ? / wot du yu d /

İşiniz ne ? - What's your job ? / wots yo: cob /

Ben memurum - I' m a civil servant / aymı sivil sö:vınt /

Hangi okula gidiyorsun ? - What school are you attending ? / wot skul:l yu ıtending /

Liseyi bitirdim. - I finished the high school. / ay finişt hay sku:l /


Aile Ziyaretleri   Family Visits

Affedersiniz, Bayan Öztürk evdemi ? - Excuse me, Mrs Öztürk

evdemi? / iksyu:z mi iz Misti Öztürk et houm /

Hayır Taşındı - No, She's moved / Nou şi:z mu:vd /

Şİmdi nerde otorduğunu biliryormusunuz ? - Do you know where

she's living now./ Du yu nou wei şi:z living nau /

Lütfen içeri buyrun - Come in , Please / Kam in pli:z /

Sizi görmek ne hoş - How nice to see you / Haw nays tu si: yu /

Geldiğinize sevindim - I'm glad you could come. / aym gled yu kud kam /

Özürdilerim ama gitmem gerek - I' m sory but I have to go / aym söri bat ay hev tu gou /

Ziyaretiniz için teşekkür ederim - Thank you for your visit / thenk yu fo: yo: vizit /


Teşekkür Etme   Thanking

Teşekkür ederim - Thank you

Çok teşekkür ederim - Thank you very much

Teşekkürler - Thanks

Çok teşekkürler - Thanks a lot

Herşey için teşekkürler - Thanks for everthings

Birşey değil - Not at all

Mühüm değil - Don't mention it

Çok sağolun - Thank you ever so much.


 

Rica / İstek    Request

Evet , Lütfen - Yes, Please

Hayır , Teşekkür ederim - No, Thank you

Müsade eder misiniz; - Excuse me

Çok naziksiniz - That's very kind of you

Ne arzu edersiniz ? - What would you like?

Ne istiyorsunuz ? - What do you want?

+ نوشته شده در  پنجشنبه بیست و هشتم بهمن 1389ساعت 17:53  توسط احد علیزاده  | 

اسامی ایام هفته و فصول انگلیسی به ترکی استانبولی

 İngilizce Türkçe Günler ve Aylar

Pazartesi  Monday
Salı Tuesday
Çarşamba Wednesday
Perşembe Thursday
Cuma Friday
Cumartesi Saturday
Pazar Sunday
Ocak January
Şubat February
Mart March
Nisan April
Mayıs May
Haziran June
Temmuz July
Ağustos August
Eylül September
Ekim October
Kasım November
Aralık December
+ نوشته شده در  پنجشنبه بیست و هشتم بهمن 1389ساعت 16:47  توسط احد علیزاده  | 

اسامی ماهها - فصول و تعطیلات مشهور USA

Months

  • January             
  • February
  • March
  • April
  • May
  • June
  • July
  • August
  • September
  • October
  • November
  • December
  • This month
  • Next month
  • Last month

Season(s)

  • Summer
  • Winter
  • Spring
  • Fall/Autumn

Popular Holidays (USA)

  • Christmas
  • Thanksgiving
  • New Year's Day
  • Independence Day
  • Mother's Day
  • Father's Day
  • Valentine's Day
  • Halloween
  • Labor Day
  • Easter


+ نوشته شده در  پنجشنبه بیست و هشتم بهمن 1389ساعت 16:34  توسط احد علیزاده  | 

چند اصطلاح مفید انگلیسی به ترکی استانبولی

Not Good= iyi değilim
Not too good=Pek iyi degilim
None too good= hic iyi degilim
Kind of crummmy=Keyifsiz gibiyim
I've been under the weather=rahatsızım
I'm busy=Meşgülüm
I'm swamped=işim başımdan aşkın
I don't have time to tnihk = kafamı kaşıcak vaktim yok
I don't have time to breathe= Nefes alıcak vaktim yok
Do you have time for coffee?=Kahve İçmek için vaktin var mı?
How about a cup of coffe?=Bir Fincan kahveye Ne dersin?
Let's go get coffe.Do you have any time?=Gidip Kahve içilim.Vaktin var mı?
Let's go for a beer=Hadi bira içelim
Let's go for a drink=Hadi bir şeyler içelim.
This is my friend Turkp0wer=Bu Arkadaşım Turkp0wer
Turkp0wer have you met semih=Turkp0wer, Semih ile tanıştın mı?
Turkp0wer do you know semih?=Turkp0wer Semih'i tanıyor musun?
Do you two know each other?=Siz ikiniz birbirinizi tanıyor musunuz?
Have you met?=Tanıştınız mı?
Have you two been introduced?=Sizi tanıştırdılar mı?
You two have a lot in common=İkinizin çok ortak yanları var
Nice to meet you=Tanıştıgımıza Sevindim
How nice to meet you=Sizinle tanışmak ne kadar sevindirici
What a pleasure to meet you=Sizinle tanışmak büyük zevk
I'm happy to meet you=Tanıştıgımıza Memnun oldum
Charmed = Memnun oldum
I've heard so much about you=Sizin hakkınızda cok şey duydum
So we finally meet face-to-face=Demek en sonunda yüz yüze tanıştık
Do I have to change planes? =Aktarma yapmam gerekecek mi?
Is it direct? =Direk uçuş mu?
How many items of carry-on luggage are permitted? =Yanıma ne kadar el bagajı alabilirim?
How much luggage can I carry on? =Ne kadar bagaj alabilirim?
Is there a layover? =İki sefer arasında bekleme var mı?
How long is the layover? =Bekleme süresi ne kadar?
There is a one-hour layover in Ankara =Ankara'da aktarma bir saat sürecek
When does the next flight leave? =Bir sonraki uçuş ne zaman?
What's the departure time? =Hareket saati ne zaman?
When does the plane get here? =Uçak buraya ne zaman varır?
What's the arrvial time? =Varış ne zaman?
When will I make my connection? =Ne zaman aktarma yapacağım?
I have to cancel my flight =Uçuşumu iptal etmek zorundayım
I lost my luggage =Bagajımı kaybettim
My luggage is missing =Bagajım kayıp
The flight has been delayed =Uçuş iptal edildi
The flight has been moved to gate M2 =Uçuş M2 kapısına yönlendirildi
The flight is overbooked =Uçakta koltuk sayısından fazla yolcu var
May I see your boarding pass? =Biniş kartınızı görebilir miyim?

DEVAMI VAR....

+ نوشته شده در  پنجشنبه بیست و هشتم بهمن 1389ساعت 15:42  توسط احد علیزاده  | 

ایام هفته و اوقات روز

Days

Today

Tomorrow

Yesterday

Sunday

Monday

Tuesday

Wednesday

Thursday

Friday

Saturday

Weekend

Weekday

Holiday

Last night

Next week

The day after tomorrow

The day before yesterday

Two days ago

In three days

Over the weekend

Time of Day

Morning

Afternoon

Evening

Night

Noon

Midnight

+ نوشته شده در  پنجشنبه بیست و هشتم بهمن 1389ساعت 15:29  توسط احد علیزاده  | 

Türkçe atasözü ve deyimlerin ingilizcesi

Türkçe atasözü ve deyimlerin ingilizcesi

Give a dog bad name and hang him
adamın adı çıkacağına canı çıksın

A quiet baby gets no suck
ağlamayana meme yok

Better late than never
Geç olsun güç olmasın

Easy come, easy go
Haydan gelen huya gider

Barking dog never bites
Havlayan köpek ısırmaz

It never rains, but pours
Aksilikler hep üst üste gelir

Your mother alone will be wail on you
ağlarsa anam ağlar gerisi yalan ağlar

You can't teach an old dog new tricks
ağaç yaşken eğilir

Save up something for a rainy day
Ak akçe kara gün içindir

Every cloud has a silver lining
Her felakette bir hayır vardır

All that glitters isn't gold
Her sakallıyı deden sanma

Man make houses, women make homes
yuvayı dişi kuş yapar

Better lose the saddle than the horse
zararın neresinden dönülse kardır

A rolling stone gathers no moss
Yuvarlanan taş yosun tutmaz

If the cap fits, wear it
Yarası olan gocunur

Cheats never prosper
yalancının mumu yatsıya kadar yanar

Too many cooks spoil the broth
Horozu çok olan köyde sabah erken olur

Two cunning men will not try to make a dupe of each other
iki cambaz aynı ipte oynamaz

Talk of the devil and you'll see his hoofs
iti an çomağı hazırla

A friend in need is a friend indeed
Dost kara günde belli olur

A change is as good as a rest
Tebdili mekânda hayır vardır

Don't teach your grandmother to suck eggs
Tereciye tere satılmaz

Cleanliness is next to godliness
Temizlik imandan gelir

Do as the Romans do when in Rome
Ya bu deveyi güdersin, ya bu diyardan gidersin

Speech is silver, but silence is gold
söz gümüşse sükut altındır

The early bird gets the worm
sona kalan dona kalır

He that laughs last laughs best
Son gülen iyi güler

Once burnt twice shy
sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer

Good words are worth much, and cost little
tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır

Throw out a sprat to catch a mackerel
Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez

All his geese are swans
Karga yavrusunu şahin görür

As you make your bed, you lie on it
Kendi düşen ağlamaz

Spare the rod and spoil the child
kızını dövmeyen dizini döver

The apples on the other side of the wall are the sweetest
komşunun tavuğu komşuya kaz görünür

Nothing venture, nothing have
Korkak bezirgan ne kar eder ne ziyan

Covards die many times before their deaths
Korkunun ecele faydası yoktur

The rotten apple injures its neighbours
Körle yatan şaşı kalkar

Bad news travels fast
Kötü haber tez yayılır

As you sow, so you shall reap
Ne ekersen onu biçersin

Christmas come but once a year
Papaz bir kere pilav yer

Who pays the piper calls the tune
parayı veren düdüğü çalar

Everything comes to him who waits
Sabreden derviş muradına ermiş

All well that ends well
Sonu iyi biten herşey iyidir

It's not over until the fat lady sings
Dereyi görmeden paçaları sıvama

An apple a day keeps the doctor away
Elma girmeyen eve doktor girer




ingilizce------→Türkçe

I drink cofee once in a blue moon
Ayda yılda bir kahve içerim

I am tikcled pink that I have passed the exam
sınavı geçtiğim için çok heyecanlıyım

He eats like a pig
Çok fazla yemek yer

He took it like a man
Olgun bir şekilde kabul ettiKaynakwh webhatti.com: türkçe atasözleri ve deyimlerin ingilizcesi

He eats like a bird
Çok az yemek yer

He drinks like a fish
Çok içki içer

I slept like a dog
Çok güzel uyudum

My brother runs like a wind
kardeşim çok hızlı koşar

My father is as bald as an egg
Babam kabak gibi keldir

He has a memory like ***ve
hafızası çok kötüdür

He came out smelling like a rose
Çok başarılıydı

He lives like a king
Kral gibi yaşar

She has a memory like an elephant
hafızası çok kuvvetlidir

She took it like a duck to water
Onun için çok doğaldı

She looks like death warmed over
Çok gariban gözüküyor

He treats me like dirt
Bana çok kötü davranıyor

She treats me like a king
Bana kral gibi davranıyor

He sticks out like a sore thumb
Herkes tarafından farkedilen birisi

He works like a horse
Çok sıkı çalışır

He has a mind like a steel trap
Çok zeki birisi

He looks like a million
Harika gözüküyor

He went on like a broken record
kırık plak gibi konuştu

She has something up her sleeve
bir şey planlıyor

He swears like a trooper
Çok küfür eder

She tells it like it is
her şeyi olduğu gibi söyler

It works like a charm
çok iyi çalışır

My mother wears the pants in the family
Evin hakimi annemdir

The news spread like a wildfire
Haberler çok hızlı yayıldı

The kids fought like cats and dogs on the streetKaynakwh webhatti.com: türkçe atasözleri ve deyimlerin ingilizcesi
Çocuklar sokakta kedi-köpek gibi kavga ettiler

My girlfriend is as cute as a button
kızarkadaşım çok güzeldir

The teacher is hot under the collar
öğretmen çok kızgındır

A good friend would give you the shirt off his back
iyi arkadaş senin için her şeyi yapar

We must tighten our belts now
Kemerleri sıkmamız lazım

I have been hoodwinked
Aldatıldım

That idea is old hat
bu modası geçmiş bir fikir

Guests are given the red carpet treatmen in Turkey
Türkiye'de misafirlere çok iyi davranılır

Let's go out and paint the town red
Hadi dışarı çıkıp şehrin altını üstüne getirelim

I always look at the world through rose coloured glasses
Dünyaya her zaman pembe gözlüklerle bakarım

When I bought a summer house she was green with envy
Yazlık ev aldığımda kıskançlıktan deliye döndü

Don't look so blue! Try to be optimistic
O kadar karamsar bakma! Biraz iyimser olmaya çalış

John is a true blue friend
John çok sadık bir arkadaştır

This money is my golden oppurtunity to buy a new car
Bu para yeni bir araba almak için altın gibi bir fırsat

I don't have a red cent
Tek kuruşum bile yok

Mary talks like a blue streak
Mary çok konuşkandır

He sees red whenever he loses the match
Ne zaman maçı kaybetse kendini kaybeder

I am in a red
boğazıma kadar borca battım
işinize yarar

+ نوشته شده در  پنجشنبه بیست و هشتم بهمن 1389ساعت 15:17  توسط احد علیزاده  | 

متن آهنگ ترکی هایدی سویله ibrahim Tatleses

Haydi söylə
Səni gördüğüm zaman dilim nədən tutulur
Səni gördüğüm zaman güllər əlimde kurur

Səni gördüğüm zaman hayat sanki son bulur
Gözlərinə bakınca dünyalar bənim olur

Susma gönlüm sən söylə haydi gönlüm sən söylə
Aşkımı sevgiliyə dərdimi sevgiliye

Haydi söylə onu nasıl sevdiğimi
Haydi söylə rüyalarda gördüğümü
Haydi söylə uykusuz gecələrimi

Haydi söylə

Səni gördüğüm zaman bəni bir atəş sarar
Səni gördüğüm zaman yanar yürəğim yanar
 
Səni gördüğüm zaman canlanır tüm anılar
Səni gördüğüm zaman durur bütün zamanlar


تلفظ با الفبای عربی
هایدی سویله
سنی گوردوغوم زامان دیلیم ندن توتولور
سنی گوردوغوم زامان گوللر الیمده کورور

سنی گوردوغوم زامان حایات سانکی سون بولور
گوزلرینه باخینجا دنیالار بنیم اولور

سوسما گونلوم سن سویله،هایدی گونلوم سن سویله
آشکیمی سئوگیلیه دردیمی سئوگیلیه

هایدی سویله اونو ناسیل سئودیغیمی
هایدی سویله رویالاردا گوردوغومو
هایدی سویله اویکوسوز گئجه له ریمی

هایدی سویله

سنی گوردوغوم زامان بنی بیر آتش سارار
سنی گؤردوغوم زامان یانار ئورگیم یانار

سنی گؤردوغوم زامان جانلانیر توم آنی لار
سنی گؤردوغوم زامان دورور بوتون زامانلار

ترجمه فارسی
زود باش بگو
نمی دانم چرا وقتی که تو را میبینم زبانم بند میآید

وقتی که میبینمت گلهای سرخ در دستم پژمرده میشوند.

وقتی که میبینمت انگاری زندگیبه پایان میرسد

وقتی هم به چشمهایم نگاه میکنی دنیاها مال من میشود

ای دل من خاموش نباش تو بگو
ای دل من زود باش تعریف کن

عشقم را به معشوق دردم را به معشوق

زود باش بگو که چه قدراو را دوست دارم

زود باش بگو که که در خوابم هم او را میبینم

ازشبهای بی خوابیم تعریف کن

زود باش بگو

وقتی که تو رامیبینم آتشی در وجودم شعله ور میشود

وقتی که تو را میبینم دلم در آتشمیسوزد


وقتی که تو را میبینم تمام خاطراتم زنده میشود

وقتی که تو را میبینم زمان از حرکت میایستد

+ نوشته شده در  پنجشنبه بیست و هشتم بهمن 1389ساعت 14:59  توسط احد علیزاده  | 

صفات در زبان انگلیسی

Adjectives

   Adjectives are used to describe nouns. They give more details or information about the nouns they are associated with. 

    A: Tell me about your boyfriend

    B: Well, he is tall, dark, and handsome.

    A: Sounds like mine.

Adjectives can be used to answer the questions What kind (of) or Which one?

    A: Hi. I'm calling about the car you're selling?

    B: It's a great car. (It's) in excellent condition.

    A: What kind of seats does it have?

    B: They're very comfortable seats, (soft, plush, just like a sofa.)

    A: Uh. I think I'll sleep on it.

    A: Hand me a book.

    B: Which one do you want?

    A: The red book. The red one.

Adjectives come before the nouns they modify (not after).

Three happy hippies lived in the Heartquake Hotel.

WRONG: Three hippies happy lived in the Heartquake Hotel.

     

Adjectives can also be used with linking verbs to describe the subject of a sentence.

When used in this manner, the adjective(s) come after the linking verb.

My mother is tall and slender.

WRONG: My mother tall and slender. (No linking verb.)

Seem, become, appear, and verbs of perceptioncan also be used as linking verbs. Note how they are used with adjectives in the following. Can you identify the linking verbs and the adjectives?

    The journey seemed long. (It appeared strenuous and boring.)

    You smell nice today. What kind of cologne are you wearing?

    A: What do you want to do this weekend? Bowling? Shopping? A movie?

    B: Bowling sounds good.

    CAUTION/BE CAREFUL:

    Tom looked greedy. (He appeared to be a greedy person.)

    The adjective greedy is used to describe Tom.

    Tom looked greedily at the pie on the table.

    (He saw it and wanted it for himself.)

    The adverb greedily is used to describe Tom's action.

Adjectives are the same for all nouns. They do not change for plurals.

Example: Three tired tigers tried to tie a triangular tie.

Not: Not three tireds tigers.

+ نوشته شده در  چهارشنبه بیست و هفتم بهمن 1389ساعت 19:4  توسط احد علیزاده  |